ELMAS

Elmas; kömür gibi katışıksız karbondan oluşan bir mineraldir. Doğal maddelerin en serti, en ışıltılısı ve değerli taşların en gözdesi olan bu mineral, karbonun yeraltındaki ola­ğanüstü sıcaklıklarda büyük bir basınç altında sıkışmasıyla oluşmuştur. Elmas kristallerinin renksiz ya da renkli, saydam ya da mat örneklerine rastlanır. Mücevher olarak kulla­nılanların çoğu hafif sarımsı renkte ve say­damdır; ama özellikle renksiz ya da çok uçuk mavi renkte ve saydam olan elmaslar en değerlisi sayılır.


Elmas İÖ yaklaşık 800 yıllarında ilk kez Hindistan'da bulunmuş ve bu ülke yüzyıllarca dünyanın tek elmas üreticisi olma ayrıcalığını korumuştur. Bu değerli taşın Avrupa'da ta­nınması ortaçağa, soylu kadınların takıları arasında yerini alması da 15. yüzyıla rastlar. Hindistan'da elmas üretiminin azalmaya baş­ladığı 18. yüzyılda Brezilya'da da elmas ya­takları bulundu. Bu ülkede, ırmakların çakıllı yataklarında ve vadi kenarlarındaki yüksek kesimlerde elmas madenciliği bugün de sür­dürülür.


Ama bugün dünyanın en büyük elmas üreticileri Afrika ülkeleridir. Afrika'da elmas ilk kez 1866'da, Güney Afrika'daki Orange Irmağı'nın kıyısında bulundu. Bir çocuğun bu ırmağın kıyısından aldığı güzel bir çakılın elmas olduğu anlaşılınca elmas arayıcıları harekete geçtiler. Üç yıl sonra aynı kıyıda Güney Afrika Yıldızı adıyla bilinen ünlü elmasın bulunması, ırmakların çakılları ara­sında şanslarını deneyen elmas arayıcılarının Orange ve Vaal ırmaklarının kıyılarına üşüş­mesine yol açtı. Bunu izleyen iki yıl içinde Vaal Irmağı'na 40 km uzaklıkta birçok elmas yatağı bulundu. Bunlardan en önemlisi bir çiftliğin topraklarındaydı. İlk elmas arayıcıla­rı, ırmak yataklarından uzakta olan bu yerde yüzeydeki sarımsı yumuşak kili kazmışlar, ama alttaki sert ve mavimsi kayaç katmanına ulaşınca aramaktan vazgeçmişlerdi. Oysa kimberlit denen bu kayaç elmas kristallerini barındıran en önemli oluşumlardan biridir.


Sonradan elmas madenciliğinin merkezi olan Kimberley kenti bu kazıların ortasında doğup gelişti. Binlerce insanın kazdığı dev çukurlardan elmas çıkarılırken kaya yuvarlan­ması, toprak kayması, sel gibi kazalar giderek artan can ve mal kaybına yol açıyordu. Çeşitli madencilik holdingleri 1888'de birleşerek "De Beers Consolidated Mines Limited" adıy­la tek bir şirket oluşturdular. Zamanla açık işletmenin yerini yeraltı madenciliği aldı ve çalışma yerin derinliklerine doğru ilerledi. Elmas kristallerinin bulunduğu bu silindir biçimindeki çökelin eski bir yanardağın par­çası olduğu sanılıyor.



Afrika ülkeleri dışında en büyük elmas üreticisi SSCB'dir. Sibirya'nın kuzeydoğusun­daki kimberlit yatakları çok sert doğa koşulla­rı altında işletilir. Ayrıca Ural Dağları'ndaki Vişera Irmağı havzasında daha küçük elmas yatakları vardır. Bugün Hindistan'da elmas madenciliği sürmekte, Güney Amerika'da Brezilya'nın yanı sıra Guyana ve Venezuela'da da elmas çıkarılmaktadır.
Elmasın tartılmasında ölçü birimi olarak kırat kullanılır. 1 kırat 1 gramın beşte birine eşittir (5 kırat = 1 gr). Dünyanın en büyük elması olan Cullinan 3.106 kırat, yani 621 gram ağırlığındaydı.


Elmasın İşlenmesi ve Kullanımı
Bugün doğal çökellerin arasında ve kimberlit yataklarında bu kadar büyük elmaslara rastla­ma olasılığı giderek azalmaktadır; gelişmiş madencilik teknikleriyle işletilen yataklardan daha çok küçük elmas parçaları çıkarılır. Üreticilerden satın alınan ham elmaslar büyüklüğüne, rengine ve saydamlığına göre sınıf­landırıldıktan sonra Anvers, New York, Tel Aviv, Bombay gibi elmas işleme merkezlerin­deki fabrikalara gönderilir. Porto Riko, Gü­ney Afrika, Hollanda, İngiltere ve SSCB'de de elmas kesimi yapılmaktadır.


İşlenmeden önce oldukça mat görünen minerale ışıltılı ve değerli bir taş niteliği kazandıran elmas kesimi özel bir uzmanlık dalıdır. Çok uzun zaman alan ve büyük bir beceri gerektiren bu kesimde yapılacak ilk iş, ham elması en iyi biçimde değerlendirebilmek için mineralin nasıl bölünmesi gerektiğini belirleyip taşın üzerinde işaretlemektir. El­mas kristalinin tıpkı ağaç gövdeleri gibi da­marlı bir yapısı vardır; bu nedenle hem damarları doğrultusunda dilimlenebilir, hem de damarlarına dik olarak biçilebilir. Ama elmas o kadar serttir ki başka hiçbir mineral bu taşı çizemez. Bu yüzden dilme ve kesme yerlerini işaretlemek için elmasın yüzeyi gene bir elmas parçasıyla çizilir. Sonra bu çizgiye çelik bir kama dayayıp üzerine tokmakla vurularak elmas ikiye bölünür. Daha sonra damarlarına dik doğrultuda keserek biçimlen­dirmeye sıra gelir. Bu iş için, fosfor tuncu denen çok sert bir alaşımdan yapılmış, kâğıt inceliğinde bir çark kullanılır. Elması kesebilmesi için de kenarlarına zeytinyağı ve elmas tozu karışımı sürülür. Bu çark dakikada 5.000 devir yaptığı halde elmasın içinde gene de çok yavaş ilerlediği için 1 kıratlık elmasın kesimi 4-8 saat kadar sürer. Eğer elmasa pırlanta, markiz ya da armut (damla) gibi yuvarlak bir biçim verilecekse kesildikten sonra tıraşlanması gerekir. Bunun için bir torna tezgâhının aynasına bağlanan elmas dönerken bir başka elmasa sürtünür. Faseta ya da façeta denen ve ışığı renklerine ayrıştırarak elmasa asıl ışıltısı­nı kazandıran küçük düz yüzeylerin tıraşlanması kesimin son aşamasıdır. Bu işlem büyük bir hızla dönen, elmas tozuyla kaplı demir çarklarla yapılır. Elmasın bu çarka sürtünmesiyle oluşan fasetalar en sonunda parlatılır. İşlenmiş bir elmas, kesme, tıraşlama ve par­latma işlemleri sırasında ilk ağırlığının yakla­şık yüzde 50'sini kaybeder.


Yataklardan çıkarılan ham elmasların an­cak yüzde 20'si mücevher yapımına uygun­dur; geri kalanlar sanayide kullanılır. Örneğin dişçi matkaplarının elmas uçları, kesme ta­kımlarını bilemek ya da mercekleri taşlamak için kullanılan, elmas kırıklarından yapılmış çarklar ve kayaları delmeye yarayan elmas uçlu matkaplar bu mineralin sanayideki kulla­nımına birer örnektir. Sanayi elması üreten ülkelerin başında Zaire gelir.


1955'te ABD'li bilim adamları laboratuvarda çok yüksek basınç ve sıcaklık altında yapay sanayi elmasları elde etmeyi başardılar. O tarihten bu yana sanayide kullanılan elmasla­rın çoğu yapay olarak üretilir. 1970'te gene ABD'de mücevher olarak kullanılabilecek nitelikte yapay elmas da üretildi; ama bu elmas aynı nitelikteki doğal elmastan çok daha pahalıya geliyordu.


Öykülere konu olan ya da uğrunda savaşı­lacak kadar değerli sayılan çok ünlü elmaslar vardır. Çok eski bir geçmişi olan Kuh-i Nur (Nur Dağı) elması Asyalı hükümdarlar ara­sında savaş ganimeti olarak elden ele geçmiş, sonunda İngiltere'nin krallık mücevherleri arasına katılmıştır. İngiltere'de yeniden tıraş­landıktan sonraki ağırlığı 109 kırattır. 1905'te Transvaal'de bulunan ve İngiltere Kralı VII. Edward'a armağan edilen Cullinan elması da bu ülkede kesilerek dokuz değerli taşa bölün­müştür. En büyük iki parça olan 530 kıratlık Afrika Yıldızı (Cullinan I) İngiliz imparator­luk asasını, 317 kıratlık Cullinan II ise impa­ratorluk tacını süsler. Bugün Topkapı Sarayı Müzesi'nin Hazine Dairesi'nde sergilenen Kaşıkçı elması da çok ünlüdür. Bu 86 kıratlık elmas armut biçiminde tıraşlanmış ve iki sıra halinde yerleştirilen 49 pırlantalı bir çerçeve­ye oturtulmuştur. Adının kaynağına ilişkin bir öyküye göre bu elması yoksul bir balıkçı bulmuş ve bir kaşıkçı ustasına üç kaşık karşılı­ğında satmış. Bu tür öykülerin hiçbirisi doğrulanamadığı gibi, Kaşıkçı elmasının Osmanlı hazinesine ne zaman ve nasıl geçtiği de bilinmiyor.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !